Brand Week’ten COP31 Mesajı: Enerji Dönüşümü Türkiye İçin Büyük Fırsat

Türkiye’nin önemli marka, iletişim ve yaratıcılık buluşmalarından Brand Week İstanbul’da bu yıl iklim krizi de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, 1984 Derneği (D84) tarafından düzenlenen “COP31 Gerçekleri” panelinde iklim politikalarının ekonomik büyüme, sanayinin dönüşümü ve enerji bağımsızlığı açısından taşıdığı önem tartışıldı.

Uzmanlar, yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak ekonomik bir fırsat olduğuna dikkat çekti

Brand Week İstanbul kapsamında 4 Kasım 2026 Çarşamba günü Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen “COP31 Gerçekleri” paneli, iklim gündemini iş dünyası ve iletişim profesyonelleriyle buluşturdu. D84 tarafından Brands & Trends Sahnesi’nde düzenlenen panelde ekonomist ve D84 Genel Direktörü Dr. Enes Özkan; Cambridge Üniversitesi Şehir ve Bölge Ekonomisti Prof. Dr. Özge Öner; Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç ve Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan yer aldı.

Panel öncesinde düzenlenen Visa Networking Area’da “UP! COP31 Jam Session” etkinliğinde marka temsilcileri, gazeteciler ve iklim uzmanları bir araya geldi. D84’ün iklim ve kalkınma çalışmalarını yürüten birimi Asterisk2050 tarafından düzenlenen buluşma, markaların iklim gündemini yakından takip eden uzmanlarla doğrudan bağ kurmasına ve COP31 öncesinde iş birliği fırsatlarını konuşmasına olanak tanıdı. Ardından Dr. Enes Özkan’ın yönettiği panelde, iklim politikalarının Türkiye’nin kalkınma ihtiyacıyla ve üretim modeliyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği ele alındı.

Türkiye için iklim uyumu bir “çevre fedakârlığı” değil, bir kalkınma stratejisi

Dr. Enes Özkan, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat ile çevre politikasını sanayi ve ticaret politikasına dönüştürdüğüne dikkat çekerek, 1 Ocak 2026’da kesin dönemine giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) AB’ye çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen satan tüm üreticilere karbon beyanı ve sertifika yükümlülüğü getirdiğini vurguladı. İhracatının yaklaşık yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye için bu düzenlemenin yalnızca bu yıl 400-770 milyon avro, 2032’de ise yılda yaklaşık 2,5 milyar avro ek maliyet anlamına geldiğini ifade eden Özkan, Antalya’da düzenlenecek COP31’in Türkiye’nin kural alan taraftan kural koyan tarafa geçmesi için bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

“Sanayi politikası olmadan iklim politikası da olmaz”

Prof. Dr. Özge Öner, Türkiye’nin enerji yoğun üretim modeline dikkat çekerek iklim politikalarının kapsamlı bir sanayi stratejisinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Üretimin yapısı ve bölgesel farklılıklar hesaba katılmadan tek tip dönüşüm politikalarının uygulanmasının güç olduğunu ifade eden Öner, iklim hedeflerinin yalnızca tamamlanan işlerin sıralandığı bir kontrol listesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.

Enerji dönüşümünün üç ekonomik kazanımı

SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, enerji dönüşümünün Türkiye açısından dış ticaret açığının azaltılması, enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik ve uluslararası rekabet gücü olmak üzere üç temel kazanımına işaret etti. Fosil yakıt ithalatına bağımlılığın ekonomiyi küresel fiyat dalgalanmalarına açık hale getirdiğini belirten Özenç, 2022 yılında fosil yakıt ithalatının dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 90’ına karşılık geldiğini aktardı. Güneş, rüzgâr ve batarya maliyetlerindeki düşüşlerin yanı sıra Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemesinin de dönüşümü ihracatçılar açısından önemli hale getirdiğini anlattı.

“Yenilenebilir enerji tek başına yeterli değil”

Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, yalnızca elektrik üretiminde yenilenebilir kaynaklara geçmenin ekonomiyi bütünüyle karbonsuzlaştırmaya yetmeyeceğini söyledi. Ulaşım, ısınma ve sanayi gibi alanlarda fosil yakıtlarla yapılan işlemlerin elektrikle gerçekleştirilmesini ifade eden elektrifikasyonun enerji ithalatını azaltma ve verimliliği artırma potansiyelini vurguladı. Türkiye’nin petrol tüketiminde yaklaşık yüzde 85, doğal gazda yüzde 90’ın üzerinde ithalata bağımlı olduğunu belirten Alparslan, COP31 gündemindeki 2035’e kadar nihai enerji tüketiminde elektriğin payını yüzde 35’e çıkarma hedefinin kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiğini aktardı.

D84’ün iklim ve kalkınma konulu çalışmalarına erişmek için TIKLAYIN>>>

"COP31 Gerçekleri" paneli1984 DerneğiBrand Week Istanbulçevre politikasıCOP31 öncesiD84ekonomik büyümeenerji bağımsızlığıiklim kriziiklim politikalarıiklim ve kalkınmaiklim ve kalkınma çalışmalarısanayi ve ticaret politikasısanayinin dönüşümüSınırda Karbon Düzenleme MekanizmasıSKDMyeşil dönüşümYeşil Mutabakat
Yorumlar (0)
Yorum Ekle