CLA Akademi | Enerji Gazetesi

(Turkish) Fatih Birol: Tarihin En Büyük Enerji Güvenliği Kriziyle Karşı Karşıyayız

Kategori : NATURAL GAS ENERGY NEWS, ELECTRICITY ENERGY NEWS, ENERGY AGENDA NEWS, SOLAR ENERGY NEWS, COAL NEWS, NUCLEAR ENERGY NEWS, OIL & FUEL SECTOR NEWS, WIND ENERGY & RES NEWS - Tarih : 06 November 2026


Sorry, this entry is only available in Turkish. For the sake of viewer convenience, the content is shown below in the alternative language. You may click the link to switch the active language.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, jeopolitik gelişmelerin küresel enerji piyasaları üzerinde daha önce görülmemiş bir baskı oluşturduğunu belirterek, dünyanın iki büyük enerji tedarik güzergâhının felç olduğunu söyledi. Mevcut tabloyu tarihin en büyük enerji arz güvenliği tehdidi olarak nitelendiren Birol, savaşın yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlara geçişi hızlandırırken kömür tüketimini ve nükleer enerji yatırımlarını da artırdığını ifade etti.

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Dr. Fatih Birol, İstanbul’da düzenlenen 17. Boğaziçi Zirvesi kapsamındaki ‘Yeniden Şekillenen Dünyada Jeopolitiğe Yön Vermek: Enerji Koridorları ve Yeni Güç Dengesi’ başlıklı panele gönderdiği video mesajda, küresel enerji piyasalarındaki gelişmeleri, Orta Doğu’daki savaşın etkilerini ve Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi’ne ilişkin beklentilerini değerlendirdi.

Enerji sektörü ile jeopolitiğin her zaman iç içe olduğunu ancak siyasi gelişmelerin enerji piyasaları üzerinde bugünkü kadar belirleyici olduğu bir dönem görmediğini belirten Birol, küresel enerji ticaretinin temel güzergâhlarında yaşanan kesintilerin dünya ekonomisi açısından ciddi riskler oluşturduğunu söyledi.

“ENERJİNİN İKİ BÜYÜK ATARDAMARI FELÇ OLDU”

Dört yıl öncesine kadar dünya enerji ticaretinin iki ana güzergâh üzerinden şekillendiğini hatırlatan Birol, bunlardan ilkinin Batı Sibirya’dan Avrupa’ya uzanan Rus enerji hatları, ikincisinin ise Orta Doğu petrol ve doğal gazını Hürmüz Boğazı üzerinden Asya’ya ve diğer pazarlara ulaştıran güzergâh olduğunu belirtti.

Birol, “Bugün bu iki büyük enerji atardamarı da felç olmuş durumda. Bu, enerji dünyası açısından son derece büyük bir şok. Mart ayında da ifade ettiğim gibi, bunun tarihte karşılaştığımız en büyük enerji arz güvenliği tehdidi olduğuna inanıyorum.” dedi.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin yalnızca ham petrolle sınırlı kalmadığına dikkat çeken Birol, motorin fiyatlarının savaşın başlamasından bu yana yüzde 200’ün üzerinde arttığını ifade etti.

Ülkelerin yaşanan krize hem kısa vadeli önlemlerle hem de enerji politikalarında uzun vadeli değişikliklere giderek karşılık verdiğini anlatan Birol, özellikle son dokuz ayda küresel enerji piyasalarında dört önemli eğilimin hız kazandığını söyledi.

ELEKTRİKLİ ARAÇ SATIŞLARINDA YÜZDE 60’LIK ARTIŞ

Birol’a göre enerji krizinin hızlandırdığı ilk önemli gelişme yenilenebilir enerji yatırımlarındaki artış oldu. Ülkelerin enerji ithalatına bağımlılıklarını azaltmak amacıyla yerli kaynaklara dayalı elektrik üretimine daha fazla yöneldiğini belirten Birol, yenilenebilir enerjinin artık yalnızca iklim politikalarının değil, enerji güvenliği stratejilerinin de temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade etti.

İkinci önemli değişimin elektrikli otomobil pazarında yaşandığını kaydeden Birol, yükselen benzin ve motorin fiyatlarının tüketicileri elektrikli araçlara yönlendirdiğini, hükümetlerin sağladığı teşviklerin de bu eğilimi güçlendirdiğini söyledi. Birol, “Çin’i bir kenara bırakırsak, çünkü Çin bu alanda başlı başına farklı bir kategoride yer alıyor, dünyanın geri kalanında elektrikli otomobil satışları son dokuz ayda rekor düzeyde yüzde 60 arttı. Bu gerçekten çok büyük bir artış.” ifadelerini kullandı.

Elektrikli araç satışlarındaki bu yükselişin, Orta Doğu’daki savaşın enerji tüketim alışkanlıkları üzerindeki etkisini ortaya koyduğunu belirten Birol, tüketicilerin petrol ürünleri yerine elektrik kullanımına yöneldiğini vurguladı.

NÜKLEER ENERJİDE 40 YILIN EN YÜKSEK İNŞAAT KAPASİTESİ

Küresel enerji krizinin etkileri yalnızca yenilenebilir enerji ve elektrikli araçlarla sınırlı kalmadı. Birol, Çin ve Hindistan’da kömür tüketiminin de arttığını belirterek, bu yükselişin kalıcı olup olmayacağının önümüzdeki dönemde netleşeceğini söyledi.

Nükleer enerjiye yönelik ilginin ise son yıllarda belirgin biçimde güçlendiğine dikkat çeken Birol, dünya genelinde inşaatı devam eden nükleer santrallerin toplam kapasitesinin 90 gigavata ulaştığını açıkladı. Birol, “Bugün dünya genelinde 90 gigavatlık nükleer enerji kapasitesi inşa halinde. Bu, son 40 yılın en yüksek seviyesi.” dedi.

Enerji arz güvenliği kaygılarının ülkeleri farklı kaynaklara yönlendirdiğini belirten Birol, yenilenebilir enerji, elektrikli araçlar, kömür ve nükleer enerjideki gelişmelerin mevcut krize verilen farklı tepkiler olduğunu ifade etti.

“ENERJİ DÜNYASINDA EN KIT KAYNAK GÜVEN”

Konuşmasında enerji ticaretinde değişen dengelere de değinen Birol, ülkelerin artık tek bir tedarikçiye veya ticaret güzergâhına bağımlı kalmak istemediğini söyledi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Hürmüz Boğazı’na alternatif petrol ve doğal gaz taşıma hatlarını geliştirmesini örnek gösteren Birol, enerji ithalatçısı ülkelerin de tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye çalıştığını belirtti.

Ancak enerji piyasalarında asıl sorunun kaynak yetersizliğinden çok güven eksikliği olduğuna işaret eden Birol, “Bugün enerji dünyasının en kıt kaynağı petrol değil, motorin değil, LNG değil, uranyum ya da bakır değil. En kıt kaynak güven. Ülkeler güvenebilecekleri ortaklarla çalışmak istiyor. Çünkü bir başka enerji krizinin mağduru olmak istemiyorlar.” dedi.

Enerji ithalatında fiyatın artık tek belirleyici unsur olmadığını vurgulayan Birol, daha güvenilir bir tedarikçi için ülkelerin daha yüksek bedel ödemeyi kabul edebileceğini söyledi. Birol, LNG ticaretinden örnek vererek, bir tedarikçinin 3 dolardan sunduğu ürünü başka bir tedarikçinin 4 dolardan satması durumunda, ikinci tedarikçi daha güvenilir görülüyorsa daha pahalı teklifin tercih edilebileceğini ifade etti.

Enerjinin siyasi baskı aracı olarak kullanılma riskinin ülkelerin kararlarını etkilediğini belirten Birol, önümüzdeki dönemde güvenilir tedarikçilerin ve alternatif ticaret güzergâhlarının daha fazla önem kazanacağını kaydetti.

ANTALYA’DAKİ COP31 İÇİN “2035’TE %35” HEDEFİ

Konuşmasının son bölümünde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne değinen Birol, Uluslararası Enerji Ajansı’nın zirvede elektrifikasyonun hızlandırılmasını temel hedeflerden biri olarak önerdiğini açıkladı. Küresel enerji tüketiminde elektriğin payının bugün yaklaşık yüzde 24 olduğunu söyleyen Birol, bu oranın 2035 yılına kadar yüzde 35’e çıkarılmasını önerdiklerini ifade etti.

Elektrifikasyonun enerji ithalatına bağımlılığı azaltmanın yanı sıra karbon emisyonlarının düşürülmesine ve ülkelerin rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacağını belirten Birol, enerji güvenliği ile iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerinin giderek birbirine yaklaştığını söyledi.

COP31’de ülkelerin ortak bir elektrifikasyon taahhüdü üzerinde anlaşmasını beklediğini ifade eden Birol, böyle bir kararın küresel enerji yatırımları açısından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Birol, “Antalya’dan bütün ülkelerin imzalayacağı bir karar veya taahhüt çıkmasını çok arzu ediyorum. Böyle bir anlaşmaya varılması halinde bunun dünya genelindeki yatırımcılara ve piyasalara son derece güçlü ve açık bir mesaj vereceğine inanıyorum.” diye konuştu.


Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Green Pi Enerji

EcoGreen | Biyokütle - Biyogaz - Güneş Enerjisi Santralleri



   GÜNCEL ENERJİ KÖŞE YAZILARI

   TÜM ENERJİ KÖŞE YAZARLARI VE YAZILARI>>

LANGUAGE SELECT:

  • Turkish
  • English

HABER KATEGORİLERİ

ENERGY SEARCH

Enerji Sektörü İş İlanları & Kariyer

Enerji Kütüphanesi



WhatsApp chat