“ Yaşadığımız şehri evimizdeki radyatörlerle ısıtmaya çalışmak sadece hayaldir…”
Son yıllarda sıkça duyduğumuz Binalarda Enerji Verimliliği konusunda Enve Enerji’den Makine Mühendisi Emre Onay ile kısa bir söyleşi yaptık. Kendisi hem Enve Enerji’nin yaptığı çalışmalardan örnekler verdi hem de faydalı olacak bilgileri bizlerle paylaştı.
Bize kısaca Enve Enerji’den söz eder misiniz?
Enve Enerji, 5627 sayılı Enerji Verimliliği kanunu ile beraber, konusunda tecrübeli mühendisler tarafından kurulan bir Enerji Verimliliği Danışmanlık Şirketidir. Bu doğrultuda faaliyetlerimizi, enerji yöneticisi eğitimleri verilmesi, enerji kimlik belgesi hazırlanması, enerji etütleri ve bu etütlere bağlı proje ve uygulamaların yapılması ana başlıklarının altında toplayabiliriz. Kısacası Enve Enerji söz konusu faaliyetlerle hem binalarda hem de sanayide enerjinin verimli kullanılmasına rehberlik eder.
Enerjinin verimli kullanılması ne demektir?
Sadece gerçek ihtiyaç kadar enerji kullanarak istenilen konfor şartlarına ulaşmaktır. Kısacası paranın boşa atılmaması, yerinde ve doğru miktarda harcanmasıdır.
Genel olarak toplumun bu konuya yaklaşımı nasıl?
Aslında toplumumuzun bilgiye olan saygısı burada da ortaya çıkıyor. Hem yapılan çalışmalar sırasında hem de bilgilendirme seminerlerindeki ilgiden bunu anlamak mümkün. Gördüğümüz kadarı ile insanlarımız hem konuya meraklı hem de uygulamaların faydalı olacağına inanıyorlar. Tek endişemiz kanunun ehliyeti olmayan kişilerce suiistimal edilmesi ve toplumun yanlış bilgilendirilmesidir.
Bu konuda devletimizin yaptırımları var mı?
Şu anda geçiş sürecinde olduğumuzu söylemek mümkün. Tabii ki yürürlükte olan bir kanun var ve orada çeşitli yaptırımlardan bahsediliyor. Ancak bunların hemen uygulanmasını beklemek sanırım pek de doğru olmaz. Öncelikle hedefimiz üzüm yemek olmalıdır, bağcıyı dövmek değil; dolayısı ile şu anda odaklanmamız gereken konu insanların doğru kişilerce doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak olmalıdır.
Faaliyetleriniz arasında sözü geçen etüt çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Sanayi ve bina alanlarında enerji kullanımlarının tespiti, kayıp-kaçak noktalarına göre enerji tasarruf odaklarının belirlenmesi amacı ile etüt çalışmaları yapmaktayız. Bina Etüt Proje Yöneticisi olarak size bu konuda bilgi vermek isterim. Öncelikle İçişleri Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı’nın yayınladığı Kamu Kurumlarında Enerji Verimliliği Tedbirleri konulu yazıda, kurumlar 25 Ekim 2011 tarihine dek Enerji Etütlerinin yaptırılarak Verimlilik Arttırıcı Projeler hazırlanılması konusunda yönlendirilmişti. Kamu kurumlarındaki bu çalışmalar devletin öncü ve rol model olması açısından önemli ve etkilidir. Kurumlardan biri de Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı çeşitli bölgelerdeki Yurt Müdürlükleridir. İstanbul, Adana, Ankara, Samsun, Erzurum Bölge Müdürlükleri’ne bağlı öğrenci yurtlarında çok sayıda enerji etüdü yaptık. Bu ölçümler sırasında karşılaşılan olumsuzlukları, gözle görülen ve hesaplarla ortaya çıkan enerji kayıplarını ayrıntılı olarak raporlarımızda belirttik.
Etüt sonrasında yaptığınız hesaplamalar örnek verebilir misiniz?
Yapılan ölçümler sırasında vana, flanş gibi tesisat ekipmanları üzerindeki sıcaklıklara özellikle dikkat edilir. Buradaki amaç bu ekipmanların içinden geçen akışkanın sıcaklığının dışarıya kaçıp kaçmadığının anlaşılmasıdır. Şayet herhangi bir yalıtım yapılmamış ise yüzey sıcaklığı neredeyse akışkan sıcaklığına eşit çıkmaktadır. Aslında kontrolü son derece kolay olan bu enerji maalesef önemsenmediğinden boşa atılan enerji olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu rakamlarla biraz daha net hale getirelim. Etüd çalışması yaptığımız bir binada yukarıda bahsettiğim ekipmanlardaki yalıtım eksikliğinden dolayı yıllık kayıp yaklaşık 9.000TL olarak karşımıza çıkmaktaydı. Buna karşılık yalıtım yapılması maliyeti ise 10.000 TL civarındaydı. Hesaplandığında bu yatırımın geri ödeme süresinin neredeyse 1 yıl olduğu ve sonrasındaki her yıl için yaklaşık 9.000 TLnin işletmenin kasasında kalacağı açıkça görülmektedir. Başka bir örnekte ise binaların dış cephelerinde yapılan yalıtımın önemine dikkat çekmek isterim. Yine başka bir binada yalıtımsız durumda 340.000 kW olan yıllık ısı ihtiyacı 190.000 kW değerine düşmekte ve karşılığında yıllık yaklaşık 15.000 TL tasarrufu yapılmaktadır. Bu yalıtım için yapılan yatırım kendini 4 yıl gibi sürede geri ödemektedir. Buradaki tasarrufun konfor şartlarından ödün vererek elde edildiği zannedilmesin, aksine sıcaklığın mahal içinde eşit dağılmasıyla konfor daha da artmış olacaktır.
Diğer bir konu da merkezi ısıtma sistemi olan binalarda pay ölçer ve termostatik vana uygulaması. Bu tasarruf odağında konu biraz daha farklı işleniyor. Zira burada bina sakinlerini zorunlu bir bilinçlenmeye teşvik ediyoruz. Bu uygulamada asıl olarak ısınmanın ve dolayısı ile faturanın kontrolü tamamen bina sakinlerine veriliyor. Kim ne kadar istiyorsa o kadar ısınıyor. Bence ısınma belli bir noktadan sonra psikolojik. Siz eğer insanların eline fatura kontrolü fırsatı verirseniz insanlar onu düşürmek için daha dikkatli olurlar ve ister istemez gerçek konfor şartlarını kendileri belirlerler. Kısacası kontrol elinde değilken hem evin sıcaklığından hem fatura miktarından mutlu olmayan bir kat maliki kontrol kendindeyken aslında daha az enerji çekerek daha mutlu olabiliyor. Gelelim rakamlara, 72 daireli bir binada yapılan bir uygulamada her daireye pay ölçer ve termostatik vana montajı gerçekleştirdik. Binanın önceki yıla ait fatura toplamı 13.410 TL iken uygulama sonrasında bu rakam 10.880 TL’ye geriledi. Burada insanların fazladan ve gerçekte ihtiyacı olmadıkları enerjiyi ısıtma sisteminden çekmesi sonucunda brülörün boşa devrede kaldığı süre sonucunda tükettiği yakıt bedelini görüyoruz. Binanın kazancı sadece bu da olmuyor. Mahaller termostatik vanalardan ayarlanan sıcaklığa ulaştığında radyatör girişleri kapanıyor dolayısı ile sirkülasyon pompalarının yükü azalıyor. Tesisattaki yük artık değişken. Bu durumda popalar üzerine invertör uygulaması yapılarak değişken yüklere göre çalışması sağlanıyor. Böylece elektrik tüketimi de azaltılmış oluyor.
Bir önemli konu da yalıtım. Özellikle bina yalıtımı konusuna daha fazla önem verilmesi gerektiğini düşünmekteyim. Bizzat içinde bulunduğum çok sayıda etüt sonrasında hazırlanan raporlarda gördüğüm, yalıtım sonrasında binanın yakıt kullanımının neredeyse %40 azaldığıdır. Kısaca bu, evimizi ısıtmak için yıllık 1.000 TL yerine 600 TL’nin yeterli olduğu, yalıtım yapılmazsa fazladan verdiğimiz 400TL’nin tamamını dışarı attığımız anlamına gelir. Böylece doğanın ısıtılmasına yardımcı olduğumuzu düşünenler olabilir; fakat yaşadığımız şehri evimizdeki radyatörlerle ısıtmaya çalışmak sadece hayaldir.
Son olarak, ilerisi için düşünceleriniz nelerdir?
Enerji verimliliği konusunda her türlü kurum, kuruluş ve kişilerin üzerine düşen görevi yapacağına inancım sonsuzdur. Enve Enerji olarak bizlerin görevi ise; çevreci bir bilinçle ülkemizin maddi çıkarlarını koruyabilmek amacı ile çalışmak ve bu alandaki her türlü yeniliğe öncülük etmektir.
Emre ONAY